Wifi ile insan zihinleri kontrol ediliyor!

Başlığı okuduğumuz zaman, ne kadar da korkunç bir olay diye düşünüyor insan. Yanlış okumuyorsunuz, insanlar Wifi sinyalleri ile kontrol ediliyor. Maalesef ki bu teori yada uydurma bir yazı değil. Google üzerinden bile “Telegram zihin kontrolü” diye arattığınız zaman karşınıza bu konudan müzdarip olan insanların birleşip , seslerini duyurmak için grup açtığına bile şahit olabilirsiniz. Evet, evlerimizde, bilgisayarlarımızda hatta herkesin kullanmış olduğu Cep Telefonlarında bile bulunan Wifi ile insan zihinleri kontrol ediliyor!

İnsan zihinleri Wifi ile nasıl kontrol edilebilir ?

Sizlere bu konuyu örneklendire örneklendire, bizzat gündemlerde konuşulan bazı ülkelerin başkanlarının yaptığı istemsiz hareketlerden bile örnekleyerek bu makalenin asıl amacını anlatmaya çalışacağım.

Wi-fi

İnsan zihinlerinin istemsizce uzaktan kontrol edilmesi tamamen bir insanlık suçudur!

En baştan, Wifi sinyalinin kaç Mhz olduğundan biraz bahsetmek istiyorum dostlarım.

Wifi sinyali 2.4 Mhz olarak yani 2400 Mhz olarak ölçülmektedir ve bu frekans yolu ile dağıtım yapılmaktadır. Birazcık araştırdığımız zaman, evlerimizde kullanmış olduğumuz Mikrodalga fırınlarından 2400 Mhz ile frekans yayarak yiyecekleri ısıttığı bilgisine sahip olabiliriz. Hatta ve hatta Bluetooth cihazları bile aynı frekansı kullanarak etrafa sinyaller yayar ve bu frekans üzerinden bağlantı sağlayabilirler. Bu frekans ücretsiz olarak tüm cihazlarda kullanılabilir. Şöyle biraz düşündüğümde ise, neredeyse her cihaz için gerekli olan ve günümüzde her alanda kullanılan bir frekans neden ücretsiz lisans olarak insalığın kullanımına sunulduğu beni biraz işkillendirmiyor değil.

Neden Bluetooth cihazı 2400 Mhz frekans dağıtırken , Wifi neden 2450 Mhz dan frekans vermiyor mesela ?

2400 Mhz ile verilen sinyal aralığı çok önemli aslında. İnsan vücudu ile etkileşimi konusunda daha doğrusu insan beyni ile etkileşimi konusunda 2400 sayısı çok manidar.

Bazı programlanmış bilgisayarlar ve sistemler vasıtası ile insanların “öfke , acı , endişe , ümitsizlik , sıkıntı , kıskançlık , korku , uyku , terör vs. ” gibi hallerinde beynin yaymış olduğu radyasyon frekansları kaydedilmektedir. Daha sonrasında istenildiği durumda ise , elektromanyetik dalga ile dışarıdan beyine gönderilerek bu gibi psikolojik durumlar oluşturulabilmektedir. İnsan beyninin algılayabildiği ses frekansı aralığı bilindiği üzere 16 ile 20.000 Hz arasındadır. Bu frekanslar dışında gönderilen değerleri insan kulağı duyamıyor, ama beyin algılayabiliyor.

İnsan vücudunda yada psikolojisinde etki yapan bir kaç ses frekans aralıklarından örnek vermek istiyorum sizlere.

Örneğin ;

  • 6,6 Hz frekansı insanda depresyona yol açabilmektedir.
  • 7.83 Hz frekansı, insana kendini iyi hissettirir.
  • 10.80 Hz frekansı, insanda panik oluşturur.
  • 16-25 Hz’lik fazla verilmiş düşük frekans ise hayata kasteder.

Titretişimi hafifletilmiş mikrodalgalar, doğal beyin frekanslarını taklit edebilmektedirler. Örneğin, frekans dalga boylarına maruz bırakılan , uyuşturucu kullanmayan bir insana, uyuşturucu kullanmış etkisi verilebilmektedir.

Wifi sinyali ve beyin kontrolü

Dostlarım, yeni doğan bir bebeğin beyninde bulunan su oranı yaklaşık olarak %90 dır. Bu normal bir yetişkin insanda %70 lere kadar geriler, yaş ilerledikçe yağ oranı artmaya başlar.

Bahsetmiş olduğumuz Wifi nin sinyal aralığının 2400 olduğundan bahsetmiştik. 2400 konusunun önemine değinmek istiyorum şimdi.

2400 Mhz ile verilen frekans ile, normal suyun titreşimi sağlanabilmektedir. Yani bir suya 2400 Mhz ile titreşim gönderebilirsiniz. Yani olay çok net aslında , insan beyni , duyu organlarımıza komutları titreşim frekansı ile göndermektedir. Beyinin titreşimler ile duyu organlarımıza komutlar gönderdiğini ise , 1875 yılında Richard Caton’un yapmış olduğu araştırmalar tarafından tespiti gerçekleştirilmiştir.

Konuya biraz daha hakim olmaya başladık sanırım değil mi ?

Evet, şimdi ise bir kaç duygusal cümle ile sizlere örnekleme yapacağım.

“Ona aşık oldum galiba, gördüğümde her yerim tir tir titriyor; o kadar sinirlendim ki onu parçalamak istedim; duyduklarım beni o kadar rahatlattı ki bir denizde yüzüyor gibiydim; öğrendiğim bu bilgi kafamda pek çok soru oluşturdu; karşıma çıkacak sonuçtan o kadar korkuyorum ki kalbim yerinden çıkacak…”

Yukarıda ki cümlelerin içlerinde saklı olan duyguların her birini düşünmenizi istiyorum. Beynimiz her birinde farklı frekanslar ile titreşim uyandırarak , farklı boyda titreşimler yaymaktadır ve bu doğrultuda vücudumuzda yada psikolojimizde duygusal yada hareketsel değişiklikler meydana gelmektedir.

Wi-fi sinyalinin 2400 Mhz olması, suyu titretebilecek dalga boyunda olması, beynimizin %70 civarında sudan oluşması ve beynimizin vücudumuzu yada psikolojimizi titreşimler ile yönetmesi siz değerli okuyucularım da bir şeyler uyandırmaya başlamıştır.

Basında yer alan bir kaç açıklamaya yer vermek istiyorum ;

Yale Üniversitesi Tıb Fakültesi Nöropsikiyatri Direktörü Prof. Dr. Jose Delgado

Telegram’ın ‘babası’ olarak anılan Yale Üniversitesi Tıb Fakültesi Nöropsikiyatri Direktörü Prof. Dr. Jose Delgado, ‘Niçin Telegram’ sorusuna  24 Şubat 1974’te Amerikan Kongresi önünde açık açık cevap verdi. Delgado: Toplumumuzun siyasî kontrolü için bir psikocerrahî programına ihtiyacımız var. Amaç, zihnin fizikî kontrolüdür. Kendisine sunulan normdan sapan fert, cerrahî olarak kesilip atılabilir. Fert, en önemli gerçeğin kendi varoluşu olduğunu düşünebilir, fakat bu yalnızca onun bakış açısıdır. Bu bakışta, tarihî yaklaşım eksiktir. Oysa insanoğlunun kendi zihnini geliştirme hakkı yoktur. Beyni elektriki olarak kontrol etmeliyiz. Bir gün ordular ve generaller, beynin elektriki uyarımıyla kontrol edilecektir” demişti. Dr. Delgado, hayalini gerçekleştirdiğini 17 Mayıs 1965 tarihli The New York Times gazetesinde ‘Radyolu Matador Kablolu Boğayı Durduruyor’ haberiyle kanıtladı.

Dr. Delgado, arenada üzerine hızla koşan bir boğayı kumanda da yer alan bir düğmeye basarak durdurdu, başka bir düğmeye basarak boğanın sağa dönerek hızla uzaklaşmasını sağladı. Delgado’ya yöneltilen “İnsanlarda olsun, hayvanlarda olsun, sadece redyo dalgalarını kullanarak ve kafatasına herhangi bir şey yerleştirmeksizin beyni kontrol etmek için, her hangi bir girişimde bulundunuz mu?” sorusuna cevabı ise “Bazı deneyler yapıldı” şeklinde olmuştu. O dönemlerde Delgado’ Deniz Kuvvetleri Araştırma Dairesi’nde görevliydi.   

Telegram Hedefi Bhutanlı Devlet Adamı Tek Nath Rizal
AKLIMDAN GEÇEN HER ŞEYİ OKUDULAR

Telegramın hedefi olan Bhutanlı Devlet Adamı Tek Nath Rizal 2012’de Tahkim Yayınları’ndan çıkan kitabı Beni Yavaşça Öldüren İşkence-Telegram’da “Kontrol eden kişi zihnimin derinliklerimi işgal ettiği ve beni sürekli sorguladığı için, özel hayatım dahil benim hakkımdaki her şeyi biliyordu. Onun beyni ve benim beynim âdete su ve süt gibi birbirine karışmıştı. Ve bu da onun işini oldukça kolaylaştırıyordu. Süreç içerisinde eğer bir şeyi gizlemeye çalışırsam, telegramcı hemen daha fazla acı veriyordu” ifadesine yer veriyor.

Şimdi gelelim başka bir boyuta. Aralarında Rusya Devlet Başkanı Putin ve Almanya Başbakanı Angela Merkel ‘inde bulunduğu çeşitli dedikodular mevcutken , Putin G20 zirvesine elinde bir termos bardak ile girdi.

Daha öncesinde Angele Merkel ise 2 yada 3 kez canlı yayınlarda Titreme nöbetlerine girmeye başladı. Angele Merkel ise ” 2-3 bardak su içtim ve titreme nöbetim geçti” gibisinden bir açıklama ile bu konuyu kapatmaya çalıştı. Şu aralar Angele Merkel’in ise Başbakanlığı bırakacağı konusunda dedikodular ortaya çıkmıştır.

Angela Merkel’in son titreme nöbet videosu aşağıda paylaşılmıştır.

Tüm parçaları birleştirmek istediğimde, karşıma çıkan sonuç bence çok ama çok korkunç. Wi-fi sinyalleri dünyanın her tarafında istemsizce bulunmakta. Bu makaleyi okuyana kadar sadece internete girmek için kullandığınız bir sinyal olarak bildiğiniz Wi-fi, aslında nerelerde , ne amaçla kullanılabileceğine dikkat çekmek istedim. Bu makale kurmaca bir makale kesinlikle değildir. Sebebini ise aşağıda ki resimlerde göstereceğim. ABD terörle mücadele merkezinin yanlışlıkla paylaşmış olduğu ve sonrasında kaldırdığı belgelerin görselleri aşağıda mevcuttur.

Yukarıda paylaşmış olduğum resimde , bir bayanın gönderilen sinyaller ile sebepsiz yere orgazm edilebilmesi bile gösterilmektedir.

Kullanmadığımız zamanlarda, Telefonun ve Ev,Ofis gibi ortamların Wi-fi sinyallerini kapatmamız, insanlık adına bizler için önemlidir.

Unutmayalım ki, Kıyameti doğa değil, İnsanlar kopartacaktır.!!

En Merhametliye Emanetsiniz,Sağlıcakla Kalın

      Okumak , yazmaktan daha değerli bir sanattır.

Selçuk KARABACAK

Eğitimini Bilgisayar Mühendisliği dalında tamamlamış ,Bilişim teknolojileri alanında deneyim ve tecrübelerini, özgün dili ile okuyucuları ile paylaşan kendi çapında bir Blogger.

Hoşunuza gidebilecek makaleler...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir